|
DİYALİZ VE DİYABET
Diyabetik diyaliz hastaları giderek artmaktadır. Diyaliz
hastalarının yaklaşık 1/3-1/4'ü Diyabetes Mellitus
kökenli olmuştur. Bu oranın giderek artması da
beklenmektedir. Bu nedenle diyalizde diyabetik hastalara
özel yaklaşımlar olması gerekmektedir.
Diyabette böbrek hastalığı hiperfiltrasyon ve
mikroalbuminüri (30-300 mg/gün) ile başlar. Giderek
proteinürinin artması ve glomerul filtrasyon hızının
azalması ile azotemi görülmesine ve son dönem böbrek
hastalığına kadar varır. Bu süre Diyabet tiplerine göre
değişir.
İnsuline bağımlı ( Tip I ) Diyabet hastalarında son
dönem böbrek yetmezliği oluşma süresi 15-30 yıl
arasındadır. İnsüline bağımlı olmayan ( Tip II ) Diyabet
hastalarında ise bu süre 1-20 yıl arasındadır.
DİYABETİK BÖBREK
YETMEZLİKLİ HASTADA DİYALİZ ENDİKASYONU :
Kreatinin Klirensi 10-20 ml/ dak. olduğunda diyalize
başlanmalıdır. ( serum kreatinin 3-5mg/dl gibi düşük
olsa bile )
Üremi semptomları başlamışsa, [ kansızlık, kaşıntı,
bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, nefesin amonyak
kokması gibi ]
Sıvı yüklenmesi varsa [ ayaklarda ödem (şişlik) arcides
( karın zarı içinde sıvı toplanması ) akciğer ödemi gibi
]
Serum kreatinini 5-8mg/dl olmuşsa
Not: Erken diyalize alınan Diyabet hastalarında yaşamın
uzun sürdüğü, göz, kalp, ayak komplikasyonlarının
önlenebildiği gösterilmiştir. Araştırmalar diyabetik
retinopatinin (körlüğe giden göz hast. ) diyaliz
başlamadan 1-2 yıl önce hızlandığını göstermiştir.
DİYABETİK BÖBREK
HASTASI İÇİN HANGİ TEDAVİ METODU EN İYİSİ DİR?
Tedavi seçimi hastanın yaş, eğitim durumu, yaşadığı yer,
aile ve sosyal yapısı, hastanın rahatı, beraberindeki
hastalıklar ( kalp hast. ve körlük gibi ) göz önüne
alınarak seçilmektedir.
Transplantasyon özellikle canlı akraba transplantasyonu
daha iyi bir tedavi seçeneği gibi görülmektedir.
Hemodiyaliz ve periton diyalizi de diğer tedavi
seçenekleridir.
Diabetik Hastalarda Renal Transplantasyon
Kontraendikasyonları :
- Yaş > 65 yıl
- Extremite gangreni varsa
- Ağır koroner arter hastalığı varsa
- Periferik nörapati veya periferik vaskuler hastalık
nedeniyle hareketsizlik varsa
böbrek nakli yapılmaz.
DİYABET VE
HEMODİYALİZ
Hastayı hemodiyalize alabilmek için kalp - damar cerrahi
tarafından damar girişim yeri oluşturmak gerekmektedir.
Hastaların damarlarında ateroskleroz riski fazla
olduğundan bunu oluşturmakta çoğu zaman zordur. En
doğrusu hastanın kreatinin klirensi 20-30 ml/dk'ya
düştüğünde daha hemodiyalize girmeden bunun
oluşturulmasıdır. Bu operasyondan önce doppler ultrason
ile damarların durumuna bakılmalı, geniş çaplı, sağlıklı
arter venler tercih edilmelidir. Hastanın kendi
damarlarından oluşturulan Arterio-Venöz fistül ( AVF )
daha sağlıklıdır. Brekiosefelik AVF veya bazilik venin
transpozisyonu ile AVF yani dirsek bölgesi fistüllerinin
daha uzun ömürlü olduğu gözlemlenmiştir. Fistül
operasyonundan sonra o damarların gelişebilmesi için 4-6
hafta zaman gerekmektedir. Eğer native AVF yapılamazsa
arteriovenöz graft ( yapay damar ) ikinci seçenektir.
İleri damarsal problemleri bulunan hastalarda büyük
damarlara ( subklavyen ven veya juguler ven gibi )
yerleştirilen kalıcı kateterler ile hemodiyaliz
yapılabilir. ( bu hastalarda kontraendikasyon yoksa
periton diyalizi tercih edilmelidir.)
Diyalizat kullanımında Diyabetik hastalarda mutlaka
bikarbonat seçilmelidir. 5,5 mmol/lt glikoz ihtiva
edenler diyalizdeki ani hipoglisemi oluşumunu önler.
Kuru kilo diyabetik hastalarda diyaliz sonunda mutlaka
ulaşılması gereken durumdur. Yani hastanın üzerinde
fazla sıvı bırakılmamalıdır. Fakat diyabetik hastalar
ateroskleroz ve otonomik nöropati nedeniyle aşırı sıvı
çekimini tolere edemeyip hipotansiyon ve kramp
geliştirebilirler. Bunun için iki diyaliz arasında sıvı
alımının 2 kg'ı geçmemesi ve uzun ve yavaş diyaliz
yapmak gerekmektedir. Haftada 3 kez 8 saat hemodiyaliz
gibi. Veya sık diyaliz ( haftada 5 kez ) veya hergece
diyalizde bu sorunu çözebilecek yöntemlerdir.
Diyaliz Sırasında
Oluşan Komplikasyonlar
Hipotansiyon :
Diyabetik hemodiyaliz hastalarında diyalizde tansiyon
düşüklüğü ve bulantı kusma diğer hastalardan daha sık
olur. Bu kardiak nedenlerden olabileceği gibi periferik
damar rezistansının bozulması, hipoalbuminemi, kötü
beslenme, kansızlık, diyaliz öncesi kullanlınan
antihipertansiflere de bağlı olabilir. Önlemek için
şunlar yapılabilir:
- Yüksek sodyumlu diyalizat ve linear sodyum modeli
- Düşük hızda ultrafiltrasyon
- Kesintili ultrafiltrasyon
- Hipertonik albumin kullanılması
- Hct % 30'un üstünde olması
- Sabah antihipertansif alınmaması
- Diyalizde yemek yenmemesi
- Ayak egzersizleri
- Diyalizat ısısını düşürmek ( özellikle diyaliz sonuna
yakın )
- Bazı ilaçların kullanımı Midodrine ve Fludrocortisone
gibi (Türkiye'de yok)
- On-line hemofiltrasyon
- Asetat-free biofiltrasyon
Hipertansiyon :
Diyalize giren Diyabetik hastalarının % 50'si
antihipertansif ilaç kullanmaktadır. Diyaliz sırasında
hipertansiyon olması aşırı sıvı çekimine bağlı
reninangiotensin sistem aktivasyonundan olabilir.
Diyalizde angiotensin- coverting enzim inhibitörleri
kullanılabilir. Betablokerler diyabetik hastalarda
kullanılmaması önerilmektedir. Çünkü glukoz kontrolünü
bozup hatta hipoglisemi semptomlarını gölgeleyebilir.
Fakat pozitif kardiak etkileri de gözlenmiştir. Kalsiyum
antagonistleri, alfa blokerler gibi antihipertansifler
de ikinci seçenek hipertansiyon ilacı olabilir.
Aritmi, koroner
iskemi :Aşırı sıvı
çekimi, hipotansiyon nedeniyle hastalarda kalp ritim
bozukluğu, koroner iskemi, angine pektoris olabilir.O2
inhalasyonu, nitrogliserin oral veya supkutan veya iv
kullanılabilir. Anti aritmikler aritmi tipine göre
kullanılır. Diyabetikler hipopotasemiye daha meyilli
olduğundan özellikle aritmide buna dikkat edilmelidir.
Metabolik Kontrol
Kan şekeri kontrolü iyi olan HbA c < 7,5 olan hastalar
daha uzun yaşarlar. Bunun yanında hastaların
kardiovasküler hastalıklardan korunması için de
kolesterol trigliserid düzeylerinin de kontrol altında
olması gerekir.
Diyaliz hastaları içinde Tip 2 ( insüline bağımlı
olmayan ) diyabet hastaları; Tip 1 (insüline bağımlı )
diyabet hastalarından 2 kat daha fazladır. 64 yaşından
sonra bu 3 katına yükselir. Tip 2 hastalarının yaş,
şişmanlık, fiziksel aktivitenin azalması ile riski
artar. Bu hastalar öncelikle diyet, kilo kaybı, egzersiz
önerilmeli. Yaklaşık yarısı oral şeker düşürücü ilaçları
kullanır. Yıllar ilerdikce insülin kullanımı artar.
Üremik Tip2 hastalarına genellikle insülin önerilir.
Fakat oral ilaçlar daha geniş oranda kullanılır.
Tip2 diabette hastalığı insülin rezistansı ve uygunsuz
insülin salınım cevabı yaratır. Üremi insülin
sekresyonunu baskılar. Bu nedenle tip2 diyabetik üremik
hastalar daha az şeker düşürücü tedaviye gereksinim
duyabilirler. ( İnsülin kullanıyorsa dozu azalabilir,
oral ilaç kullanıyorsa kesmek gerekebilir.)
Oral hipoglisemik
ajanların özellikleri ;
|
Sınıf |
Örnek |
Etki Mekanızması |
Hipo Glisemi Riski |
Böbrek Boz.
Kullanımı |
Diyalizde
Temizlenmesi |
|
Sülfanilüre |
Gliburid Glipizid |
İnsülin
Sekresyonunu artırır |
Var |
Evet Doz
Ayarlanması Gerekir |
Değişken |
|
Thiozolidinediones |
Troglitazore (Avandia) |
Periferik İnsülin
Rezistansını azaltır |
Nadir |
Evet Doz
Ayarlanması Gerekmez(Hepatik Toksisiteye Dikkat ) |
Bilinmiyor |
|
Biguonidler |
Metformin (Glikofaj) |
Karaciğer Glikoz
Üretimi azaltır |
Az |
Kullanılmaz |
Bilinmiyor |
|
Alfa Glucosidase
İnhibitürleri |
Acarbose (Glikobay) |
Gastro İntestinal
Karbonhidrat Absorb azaltır |
Yok |
Dikkatli Kullanılır |
Bilinmiyor |
RETİNOPATİ
Görme kaybı prolifeatif retinopati ve vitreo kanaması,
retinal detaçman, makuler ödem, glokom, katarak, korneal
hastalığa bağlı olabilir. Kan basıncının iyi kontrolü,
hemodiyaliz tekniklerinin gelişmesi, göz doktorunun sık
muayenesi ile körlük gelişimi azaltılabilir. Panretinal
laser fotokoagulasyon ve vitreo kanamasında vitrektomi
tedavi yöntemleridir.
PERİFERİK
VASKULER HASTALIK
Yılda diabetik diyaliz hastalarının % 5-25' inde alt
ekstremite amputasyonu olur. Önlemek için; günlük yıkama
ve kurulama, tırnak, parmak arası bakımı, sıkmayan
ayakkabı ve çorap giyilmesi, düzenli podiatriste
gidilmesi gerekmektedir. Eğer iskemiye bağlı bir lezyona
rastlanırsa hemen vasküler cerraha refere edilmeli,
vasküler bypass cerrahisi ile amputasyonun önlenmesi
mümkün olabilir. Diabetik ayak yaralarının acilen
tedavisi gereklidir. Gerekirse growth faktör
tedavilerinden yara debridmanından yararlanılmalıdır.
Diabetik hastalarında amputasyon hızı CAPD,
transplantasyon, hemodiyaliz tedavilerinde farklı
değildir.
PERİFERİK
NÖROPATİ
Sensorimotor ve/veya otonomik nöropati diabetik
hemodiyaliz hastalarında görülebilir. Üremik diabetikler
parapleji ve guadroplejiden yakınabilirler. Hastalarda
bulantı, kusma, ishal gibi gastroparezi de olabilir.
Renal transplantasyon ve CAPD ile diabetik nöropatik
bulguları azalabilir. İyi glikoz kontrolü HBAıc % 7.5'in
altında olması bu bulguları düzeltebilir.
Diabetik nöropatide şiddetli ağrı ve yanma
şikayetlerinde Neurontin (Gobepentin) ve Tegretol (Carbamazepin)
gibi ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlarda doz ayarlaması
yapmak gerekir.
KEMİK HASTALIĞI
Adinamik kemik hastalığı bu hastalarda daha sık görülen
Renal osteodstrofi bulgusudur. Kemiklerde alüminyum
depolanması alüminyum ihtiva eden fosfat bağlayıcılardan
dolayı olabilir. Hemodiyalize başladıktan sonra 2 yıl
içinde kemiklerde kırılma olabilir. Diabetiklerde
alüminyumlu fosfat bağlayıcılardan kaçınılmalıdır. Kemik
ağrısı veya kırık olan diabetiklerde desferrioxamine
infüzyonu öncesi ve sonrası alüminyum seviyesi bakılarak
incelenmelidir.
MALNUTRİSYON
(Beslenme Bozukluğu)
Diabetik hemodiyaliz hastalarında sıktır. 25-30 kcal/kg/gün
diyet verilmeli. Bunun %50'si kabonhidrat olmalı ve
protein ise 1.3 - 1.5/kg/gün olmalıdır. Diyalizat sıvısı
200 mg/dl glikoz ihtiva etmelidir. Gastroparezi için
Metoclopramide verilebilir. Diabetik diyare de ise
antibiyotik ve Lopermid verilebilir. Paretenal aminoasid
solüsyonları da beslenme sorunu olan hastalarda
kullanılabilir. Kanda Albumin düzeyinin 3.5 gr/dl
üstünde olması gerekmektedir.
Diabetik Böbrek Hastasında Kardiovasküler Hastalık (KVH)
Diyabetik diyaliz hastalarında koroner kalp hastalığı
prevalansı %46.4 olup, diyabetik olmayan hastaların
prevalansından (%32.2) fazladır. Bu hastalarda daha sık
atrial ve ventriküler aritmi, kalp bloku, asistoli,
pulmoner konjesyon ve kardiojenik şok görülmektedir.
Diyabetik hastalarda bazı hekimler beta-blokerlerden
çekinirler. Fakat koroner iskemi ve aritmi yönünden
yararlı etkileri de görülmüştür. Diyalizde kardiak riski
önlemek için troponin T testinden faydalanabilir.
KVH önleyici manevralar :
Erken Diyaliz
ACE inhibitorleri veya angiotensinreseptör blokerleri
Kan basıncının düşük tutulması
Asprin ? Plavix ?
Aşırı sıvı yüklenmesinin önlenmesi (düşük tuz alımı,
diüretikler )
Statinler (LDL- kolesterolün 100 mg/dl de tutulması )
Aneminin tedavisi
Trimetazidin (Vastarel) kullanımı (Kişisel tecrübeye
göre )
Eğer gerekirse PTCA ( Perkütan transüminal coroner
angioplasti ) veya Bypass operasyonu da yapılabilir. Her
iki metod da 2 yıllık yaşam süresi yaklaşık aynıdır.
Fakat Bypass cerrahisinde hastane yatışı süresinde
mortalite biraz daha fazladır. Yeni tekniklerle bu da
azaltılmaktadır. |