|
DİYALİZ HASTALARINDA PSİKOLOJİ VE REHABİLİTASYON
KONU 1 : Aile ve yakınlarının uygun davranış biçimleri
ne olmalıdır?
Öncelikle: Bu konuda tek bir cevap, tek bir anahtar
çözüm ve tek bir yaklaşım olmadığını kabul edelim.
Diyaliz ünitelerimizdeki gözlemlerim ve psikolojik
destek amaçlı görüşmelerimden edindiğim izlenimlerim
doğrultusunda aşağıdaki noktalara dikkat çekmek isterim.
1. Hastalarımızın diyalize başlama yaşları
2. Diyalize girinceye kadar geçirdikleri süreç
3. Hastalarımızın aile yapısı (diyalize girme süreci
öncesi ve sonrası ailenin tutumu, tepkileri)
4. Hastalarımızın genel kişilik yapısı özellikleri
Tüm bu noktalar, hastalarımızın tepkilerinde ve
çevrelerine yansıttıklarında, kanımızca çok önemli
olmaktadır.
1. Diyalize Başlama Yaşı:
"Makineli yaşam tarzı"nı benimserken yaş faktörü: yaşam
ile ilgili beklentiler; amaçlar ve kişilik
yapılanmasında öne çıkarılan "savunma mekanizmaları"
açısından önem kazanmaktadır. Örneğin: Lise çağında
hemodiyalize başladığını düşündüğümüz bir kişi ile
emeklilik döneminde ele aldığımız diğer bir bireyin
yaşam ile ilgili beklentilerinde, amaçlarında ve
hastalık süreci değerlendirmelerinde yaklaşımlarının
aynı olmadığını gözlemlemekteyiz.
Lise çağında okuluma devam etmeli miyim, hastalık süreci
yaşamımı nasıl etkiler, arkadaşlık ilişkilerimde
rahatsızlığımı nasıl ortaya koyabilirim, yaşamımda
sadece hastalığıma mı odaklanacağım tarzında
sorgulamalar söz konusu olurken emeklilik çağında "zaten
yaşamım iş hayatı bittiği için durağan geçiyordu şimdi
hastalıkla birlikte yeni bir uğraş süreci başladı artık
hemodiyaliz benim için bir "iş oldu" tarzında tepkiler
alınabilmektedir. Tabii tüm bu saydıklarımız çok çeşitli
tepkilerden sadece bazılarıdır ve yalnızca "yaş" faktörü
ile açıklanmaları kanımızca sakıncalı olur. Aşağıda ele
almaya çalışacağımız diğer faktörlerde hastalarımızın
tepkilerinde belirleyici olmaktadırlar.
2. Diyalize Girinceye Kadar Geçirilen Süreç:
Bu "süreçten" kastedilen "makineli yaşam" ile tanışmaya
kadar geçen "hastalık" sürecidir. Bazı hastalarımızın
"zaten o kadar uzun bir süredir hemodiyalize
girebileceğim endişesi ile yaşıyorum ki hekimim artık bu
bir gereklilik oldu dediği gün hiç şaşırmadım"
dediklerini not ediyorum. Bu sürece psikolojik gözlem
açısından baktığımda "hem korkulu bir bekleyiş ama hem
de kişinin kendisini alıştırma süreci" olarak
değerlendiriyorum. Oysa bazı hastalarımızda "1 hafta
önce hiçbir şeyim yoktu aniden hastaneye kaldırılmışım
ve kendimi makineye girer buldum" açıklamalarının geri
planında "makine ve diyaliz gerçeği ile aniden tanışma"
gözlemliyorum. Bu "gerekli ve ani tanışmanın"
getirebileceği yoğun kaygı duygularına özellikle tüm
hasta yakınlarının dikkatlerini çekmek istiyorum.
3. Hastalarımızın Aile Yapısı: (Diyalize girme süresi
öncesi ve sonrası ailenin tutumu, tepkileri)
Hastalarımızın; ailesi ve yakın çevresinin onları doğru
ele alış biçimlerinin ve ruhsal desteklerinin son
derecede önemli olduğunu belirtmeden geçemiyorum. Doğru
ele alış biçiminden anladığım ise "hastalarımızın ruhsal
ihtiyaçlarını hissederek onlara gerekiyorsa! yardım
etmektir".
Örneğin: Diyaliz çıkışında o gün yorgun olduğu için
odasında yalnız kalıp dinlenmek isteyen bir hastamızın
yanında olup konuşmaya ve onu neşelendirmeye çalışan bir
yakını aslında hastamızın o anki ruhsal ihtiyacına
karşılık verememektedir. Doğru ruhsal yardım: gerektiği
zaman ve hastamızın kendi ruhsal ihtiyaçlarını doyurma
yönünden yapılanıdır. "Gerektiği zaman ve yeteri kadar
iyi yardım eden bir aile yapısı - her zaman ve
gerekmediği kadar çok! yardımcı olmaya çalışan bir
aileye tercih edilir". Çünkü amaç: Hastalarımızı her
zaman birer birey olarak ele almak ve onları
"acizleştiren ve/veya bebek"leştiren davranışlardan
kaçınmaktır. Dolayısıyla burada önemle vurgulamak
istediğim; ailenin ruhsal yardımının zaman ve miktar
açısından son derecede önemli olduğudur. Bu yardım
diyalize yeni başlayan hastalarımızda ve zaman zaman
geçirilebilen karamsarlık süreçlerinde çok büyük değer
kazanmaktadır. Doğru ve doz açısından! gerektiği gibi
ayarlanmış ruhsal yardımın hastamızı psikolojik olarak
güçlü kılmak açısından sayılamayacak kadar çok yararları
olduğunu düşünüyorum. Burada önemle vurgulamak istediğim
bir diğer husus da:
Rahatsızlık öncesinde de iyi işlediğini düşündüğümüz
aile yapılanması (yardımlaşma, zorluklara birlikte göğüs
germe, mutlulukları paylaşma gibi ortak tepkiler)
hastalarımızın ruhsal açıdan güçlenmesinde
çabuklaştırıcı rol oynamaktadır. Hastalık süreci ve
"hemodiyalizli yaşam" aşamasında da aile fertlerinin
tutumu hastalarımızın tepkilerine olumlu veya olumsuz
şekilde yansıyabilmektedir.
4. Hastalarımızın Genel Kişilik Yapısı Özellikleri:
Hastalıklara ruhsal tepkilerimizde kişilik yapısı
özellikleri belirgin olarak rol oynamaktadır. Zorlu
yaşam süreçlerine nasıl tepki verdiğimiz, onları
yaşamımıza nasıl uyarladığımız, "kriz" dönemi
sayılabilecek "hastalığa" alışma dönemini de net olarak
belirlemektedir. Özet olarak söylemek gerekirse "böbrek
rahatsızlığı süreci ve hemodiyaliz tedavisinde"
kişilerde yepyeni kişilik yapısı özelliklerinin ortaya
çıktığını söylemek kanımızca doğru olmaz. "Kişilik
yapısı işleyişinde zaten var olan veya bastırılan
özellikler daha belirgin olarak ortaya çıkabilir".
Mesela; zaten çevresinde "sinirli" olarak tanınan bir
kişinin bu özelliğinin artık iyice belirginleşmesi gibi.
Burada da genellemelerden kaçınmak ve rahatsızlık
sürecinin çeşitli dönemlerinde (makinaya alışma,
hastalığı kabullenme veya değişik kararlar aşamasında
-böbrek nakli sorgulaması gibi-) çok çeşitli tepkilerin
verilebileceğini; aile fertlerinin bunlara yaklaşımının
sağduyulu ve uyumla yapılması gerektiğinin altını çizmek
isterim.
Gözlemlerimi sizlerle paylaşırken amacım önemli
noktalara dikkatinizi bir kez daha çekmekti. Tüm
yukarıda sayılanlar çok özet bir cümlede toparlamak
gerekirse:
"Hastalarımıza aile fertlerinin yapacakları en önemli
ruhsal yardım, onlara sağduyulu, anlayışlı" gereken
miktar ve zamanda hasta kişilik yapısı, yaşı ve
yaşadıkları göz ardı edilmeden yapılanıdır" demek
isterim.
Konu 2: Hemodiyaliz ve Psikolojik Tepkiler
Diyalizde farklı tedavi seçenekleri, (hemodiyaliz,
periton diyalizi gibi) bireyin hayatını sürdürürken,
psikolojik ve sosyal açıdan gereksinimlerini de en üst
düzeyde doyurabilmesini amaç edinmektedirler. Hekimin
uygun bulduğu ve kişiyi yönlendirdiği hemodiyaliz
tedavisinde hangi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir.
Kısaca ele alalım:
Tedaviye İlk Başlama Sürecinde "Makineyi" ve tedavi
şeklini kabullenmede yoğun güçlükler ve bu zorlukların
getirdiği: aşırı sıkıntı, sinirlilik, isyan, hayal
kırıklığı, tedaviye direnç, yoğun öfke; bazen de kişilik
yapısı özelliklerinin bir sonucu olarak: aşırı
suskunluk, kendini bırakmışlık, her şeye boyun eğen bir
tavır, aileye karşı ve kendi iç dünyasında yoğun
suçluluk duygulanımı-benim yüzümden güçlük çekiyorlar,
ben eskiden yaşantımda şu yanlışları yapmasaydım bu bana
ve aileme ceza olarak verilmezdi düşünceleri yoğun
endişe hali ve yaşama dair önemli sorgulamalar
karşılaşılan tepkilerden ve duygulanım süreçlerinden
bazılarıdır.
Bu tepkilere ve izlenebilecek birçok değişik duygusal
duruma
. hastanın "iç dünyasında" kendisinden,
. ailesinden, çevresinden,
. tedavi ekibinden,
değişik cevaplar gelir. Bu aşamada yapılabilecek en
doğru girişim: Tepkisi ne olursa olsun, hastamıza:
ailesi ve tedavi ekibi olarak: yanında olduğumuzu
hissettirmek, onu DİNLEMEK GÜVEN DUYMASINI SAĞLAMAK,
YORUM YAPMAMAYA ÇALIŞMAK, (Ben olsaydım şöyle düşünür,
yapardım tarzından olabildiğince kaçınmak) ve İŞBİRLİĞİ
YAPMAK (aile, hasta, tedavi ekibi) olmalıdır.
Tedavi Sürerken
Bazı bireylerin kişilik yapısı özellikleri tedaviye
uyumu kolaylıkla gerçekleştirebilirken; bazen,
diğerlerinde: "isyan duygulanımı, tedaviye uyumu
reddetme, yoğun karamsarlık duygulanımı, bezginlik hissi
-ne kadar sürecek?-, tekrar hastalık sürecini sorgulama,
değişik açıklamalar ve mucizevi çözümler arama: "beni
anlamadılar, ben filanca memlekette olsaydım başka
olurdu …", fiziksel ve sosyal yetersizlik hisleri,
diyaliz ekibine düşmanca tavır (ve-veya aileye çevreye),
diyete uymamak; sürekli istemek ama istekler gerçekleşse
bile memnun olmamak" tavrı gelişebilir.
Bu aşamada da aile ve tedavi ekibi işbirliği gerekmekte:
Hastayı "anlar", onu tepkilerinde "kabullenir", "doğruyu
bulmasına ve iletişimi sürdürmesine yardımcı tutum
sergileyebilmek" amaç edinilmelidir.
Özetle belirtmek gerekirse: Hemodiyaliz ile tedavide,
kişisel tepkileri ne olursa olsun, hasta bireyinde;
''kendisi'' için yapması gerekenler vardır.
HASTA BİREY :
. Tedavinin her aşamasında tedavi yöntemleri, çeşitli
diyet kısıtlamalarının sebepleri, diyaliz seansının
nasıl geçtiği hakkında bilgilenme talebini tedavi
ekibine iletmeli
. Beklentilerini, duygulanım ve düşüncelerini açık,
-saygıyı ve tedavi ekibinin de sınırlarını gözeten
tutumda - iletişim ortamında paylaşmalı
. Hemodiyaliz tedavisini "yaşamına" olabildiğince
gerçekçi bir biçimde (ne tamamıyla yok sayarak ne de
tamamıyla tedaviye odaklanarak) yerleştirmeli
. Kendisine sosyal kişisel amaçlar edinirken, kendi
yaşamının denetimini kendisi yapabilmeli, etrafına aşırı
bağımlılıktan kaçınmalı
. Yaşam sürerken "hemodiyalizi" kendisi ve ailesi
açısından; tüm psikolojik ve sosyal sorunların tek ve
ana kaynağı olarak görmekten kaçınmalı
. Aşamadığını düşündüğü sorunları tedavi ekibi psikoloğu
ile: "güven ortamında, gerekirse uzun süreli
görüşmelerde" ele almaktan kaçınmamalıdır.
Sözlerimi bitirirken: "güven" ortamında "Bilgilenme
isteği" ve "Bilgilendirmenin" esas alındığı,
Aile-hasta-ekip işbirliği ve iletişiminin sürekli
kılındığı hemodiyaliz tedavi ortamının, hastaya olumlu
ruhsal etkilerini bir kez daha vurgulamak isterim.
DİYALİZ VE YAŞAM
Evet, diyalize başladıktan kısa bir süre sonra yeniden
işinize dönebilirsiniz. Sağlık ekibinize danışıp ne
zaman işe başlayabileceğiniz hakkında bilgi
edinebilirsiniz. Ayrıca işvereninizle konuşarak çalışma
saatlerinizi ve iş yoğunluğunuzu düzenleyebilirsiniz.
Eğer çiftli torba değişimi yapıyorsanız, iş yerinizde
değişim yapabileceğiniz uygun bir yer ayarlamalısınız.
2- DİYALİZ HASTALARI EĞİTİMLERİNE DEVAM EDEBİLİR Mİ?
Evet, böbrek yetmezliği olan okul çağı çocukları veya
üniversite öğrencileri diyalize başladıktan kısa bir
süre sonra yeniden eğitimlerine devam edebilirler. Eğer
çiftli torba değişimi yapıyorsanız okul idaresi ile
konuşarak değişim yapabileceğiniz uygun bir yer
ayarlayabilirsiniz.
3- DİYALİZ HASTALARI SEYAHAT EDEBİLİRLER Mİ?
Evet, diyaliz hastası olmanız seyahat yapmanıza engel
değildir. Bir seyahat planı yaparken dikkat
edecekleriniz,
* Doktor ve hemşirenizin onayını alınız.
* Gideceğiniz yerde, ulaşabileceğiniz sağlık
merkezlerini Öğreniniz.
* Yanınıza mutlaka yeterli miktarda kullandığınız
diyaliz malzemesini alınız.
4- DİYALİZ HASTALARI SEKS HAYATLARINA DEVAM EDEBİLİRLER
Mİ?
Evet, diyaliz hastası olmak seks yaşantınızda pek fazla
sınırlama getirmez. Bayan hastaların hamile kalmamaları
için doğum kontrol yöntemlerinden birini kullanmaları
uygundur. Bu konu ile ilgili problemlerinizi ve merak
ettiklerinizi doktorunuz ve de hemşireniz ile
konuşabilirsiniz.
5- DİYALİZ HASTALARI YÜZEBİLİRLER Mİ?
Evet, kateter çıkış yerinizde herhangi bir problem
yoksa, temizliğinden emin olduğunuz denizde (sabahları)
kalabalık olmayan yerlerde yüzebilirsiniz. Doktorunuz ve
hemşirenizle görüşerek bu konu ile ilgili almanız
gereken önlemleri ve yapmanız gerekenleri ayrıntılı
olarak öğreniniz
6- DİYALİZ HASTALARI EGZERSİZ YAPABİLİRLER Mİ?
Evet, doktor ve hemşirenizin onayını alarak egzersiz
planı yapabilirsiniz. Yapacağınız egzersiz planında
dikkat edecekleriniz,
* Sürekli yapabileceğiniz bir aktivite olması Ör:
Yürüyüş, yüzme, bisiklete binme,
* En az haftada üç gün egzersiz yapmalısınız.
(Pazartesi, çarşamba, cuma)
* Egzersiz süresini 5 dakika ile başlayıp yavaş yavaş
arttırarak 30-45 dakikaya yükseltebilirsiniz.
* Egzersize başladığınız ilk günlerde yanınızda bir
arkadaş bulundurunuz.
Ne
zaman egzersiz yapmalıyım?
* Yemekten sonra bir saat bekleyiniz
* Çok sıcak günlerde egzersizden sakınınız.
* Sabah ve akşam saatleri egzersiz için en uygun
saatlerdir.
* Uyku zamanından bir saat önce egzersiz yapmayınız.
Ne
zaman egzersiz yapmayı durdurmalıyım?
* Kendinizi çok yorulmuş hissediyorsanız,
* Kısa kısa nefes alıyorsanız,
* Kalp atışlarınız hızlı ve düzensiz ise,
* Midenizde ağrı hissediyorsanız,
* Bacaklarınızda kramp oluşmuşsa
* Göz kararması varsa, egzersiz yapmayı durdurmalısınız.
Egzersiz yapmamamız gereken zamanlar var mıdır?
* Ateşiniz varsa,
* Diyaliz programınız değişmişse,
* ilaç alımları değişmişse,
* Karnınız açsa,
* Kemik hastalığı probleminiz varsa, egzersiz
yapmamalısınız.
Egzersiz yaparak fazla kilo alımınız engellenir ve kan
dolaşımınız düzene girer.
Uzm. Klinik Psikolog
Gülden Yılık
|